Special Forces

Fransızlar bu işi biliyor.Savaş, iç istihbarat, özel kuvvetler,… Tabi siyasi durumlarından kaynaklı da olabilir.Filmimiz; Special Forces.

Afganistan’da haber peşinde koşan gazetecimiz Elsa(Diana Kruger), talibanın bir uzantısı tarafından kaçırılır.Sonrasında Fransız hükümeti devreye girer ve özel bir kuvvetin olaya el atmasını ister.Operasyon başarıyla sonuçlanacaktır ki, zaman ve iniş alanı güvenliği sebebiyle; grubumuz ortada kalır.İki sivil ile kötü hava şartları ve peşlerindeki taliban bağlantılı grup ile zor zamanlar yaşayacak olan özel kuvvet takımı bu olaydan sıyrılabilecekler midir?

Benoit Magimel’i geçenlerde bir filmde, gay olma yolunda ilerleyen bir aile babası rolünde izlemiştim, ardından böyle bir rolde görmek garip geldi lakin oyunculuğu ile birlikte üstündesinden gelmiş.

Tchéky Karyo’yu en net hatırlayabildiğim; “Kor” filmde geminin son bölümünde basınçtan sıkışarak ölen bir aile babası karakteriydi.Amiral rolünde de gereğini yerine getirmiş.

Djimon Hounsou ise; Kanlı Elmas, Gladyatör ve Darbe filmlerinden aklımda kalmış.Koca burunlu ve sert yapısı ile ^_^ .Yardımcı erkek rolünden asla kurtulamayacağını düşündüğüm, lakin bu kategorinin kesinlikle hakkını veren bir oyuncu.

Diane Kruger ise nedense Nicholas Cage ile bağlantılı bir şekilde zihnime kazınmış durumda, muhtemelen Kayıp Hazine serisi sebebiyle.Tabi Truva’da karakterinin sebep olduğu yıkıcılığı da unutmamak gerek.

Film, Güneşin gözyaşları ile benzer bir konu içeriyor, diyebiliriz.Bence izlenmeye değer, çünkü Fransızlar görüntü kalitesini ve savaş sahnelerindeki göz alıcılığı yakalamayı iyi biliyorlar.

Kara Şahin Düştü’nün “geride kimseyi bırakmayız” sloganına karşı; “kurtulabilecek olanı kurtar” mantığını taşıyan özel  kuvvet, çoğu zaman duygusal seçimlerde bulunmak zorunda kalıyor.Eh izleyiciye de, bunun vicdanı kalıyor.

Film boyunca tüm karakterleri az da olsa tanıyoruz, karakterlerdeki en ilginç gelen nokta şuydu, taliban bağlantılı grubun lideri Cambridge’de okuduktan sonra içine düştüğü bu yeri kesinlikle cehennem olarak görüyor ve büyükleri ya da onu eleştirebilecek kimseler etrafında olmadığında adamlarına ingilizce konuşmalarınnı emrediyor ve özel kuvvet takımını takip ederken onların arkalarında bıraktıkları erzaklardan tüp çikolatayı çıkarıp bir güzel hevesle yiyor.Bu sahne ne anlam ifade ediyor bilmem ama bence trajikomik.Kovaladığı kişilerin hayatlarına özenen bir lider.

Dram ağırlıklı, bir iki damla aksiyon katılmış bir film.Konu biraz üstünkörü geçilse de, sinemanın dezavantajı olan vakit sınırı sebebiyle verilmek istenen damıtma olarak veriliyor.IMDB ‘den hatrı sayılır bir puan almış olan film, benden de 6/10 not alarak sıyrılıyor.

İyi seyirler…

Not 1: Filmin ilk sahnelerinden birisi olan; tüm takımın helikopterdeki, üzüm gibi asılıp sıralanmaları kısmı çok etkileyiciydi, bir o kadarda saçma gelmesine rağmen ^_^ …

Not 2: Victor’ın son isteği gerçek oldu gibi film sonunda, Elsa ile Tic-Tac bir randevu ayarlardılar bile …

Sevginizi unutmak acıdır, “Beni Unutma”

Bu gece izlediğim film, depresif ruh halimi çok güzel besledi.Bir yandan içim huzurlu gibi sanki.Böyle bir konudan sonra bunu söylemek biraz bencillik ya da vicdansızlık gibi, olsa da. Filmin adı; “Beni Unutma”.

Konusu; o masallardaki sonsuza kadar mutlu yaşadılar resminden sonra gelen kısım.Her zaman masallar mutlu sonla bitmiştir ve başrol bayan başrol bay birbirilerini sonsuza dek sevmişlerdir.Bu kadarını görmüşüzdür ve gerisi hep aklımızda mutlu, pembe pufuduk bulutlarla kaplı, oradan oraya hoplaya zıplaya aşk yaşarlarmış gibi canlanır.

Sinan ve Olcay hayatlarını ellerine almış yetişkin insanlardır.Her ikisinin de bağlı olduğu insanlar vardır.Sinan nikah hazırlıkları sırasında bir şeylerin ters olduğunu ve nişanlısı Ebru’nun “O” kadın olmadığını anlar.Olcay ise; sürpriz hazırlamak için erken eve gider ve bilindik manzara ile karşılaşır, o güne kadar aralarındaki iplerin yıpranmaya başladığını düşünen Olcay için son nokta, eve gittiğinde gördüğü erkek arkadaşı Hakan’ın sadakatsizliği olur.Olcay aşk ve haksızlık acısı çekerken, Sinan’da vicdan azabı duymaktadır.İkisinin yolu; arkadaşları ile gittikleri bir barda kesişir.Bu karşılaşma onlar için bir başlangıç olacaktır ve sanıldığı kadar yavaş bir başlangıç olmayacaktır.Ertesi günlerde karşılaştıklarında; Sinan Olcay’a -filme deismini veren- Unutmabeni çiçeği verir ve efsanesini anlatır.Bu Olcay’ın Sinan’a olan merakını daha da arttırır ve 3 ay geçer. Evliliğe adım atmışlardır.Evliliğe attıkları adım ile birlikte ardından güzel anlar, sonrasında da Olcay ve Sinan çiftini maalesef kötü günler beklemektedir.

Filmi ilk izlemeye başladığımda, sıradan bir aşk filmi olamayacağını anlamıştım.Hem Mert Fırat tecrübelerimden, hem de gidişin hızından.Mert Fırat nedense hep insanların içini acıtan yapımlarda kendini göstermeyi seviyor.Sanırım!O sebeptendir ki, ilerleyen sahnelerde bilindik ve birbirilerini yıpratacakları ayrılık gelmeyecekti.Birbirlerini yıpratacaklardı ancak bu; bir hastalık sonucunda olacaktı.İkisinin birbirine olan sevgisi, bu sevgi uğruna verdikleri savaş da görülmeye değerdi.Benim en çok etkilendiğim ve üzüldüğüm sahneler; “Unutmak” ,  Hakan ve Sinan’ın hiç hoşnut olmasalar da, birlikte, olacaklara göğüs germeye çalışmaları.Bu birini seven bir insan için dünyadaki en büyük cezalardan bir tanesi.Unutmak! Aşık olduğunuz birini başkası ile paylaşmak ise; o da büyük bir ceza.

İzlerken hep bir video sahnesi aradı gözlerim nedense; fazla beklemedi de, geleceği belli olan video sahnesi sonlara saklanmıştı.Bunun dışında diğer karakterlerin kattıklarını da şu şekilde sıralasak:

Ebru karakterinin filme pek dahil olamadığını söyleyebiliriz.Türkan Hanım karakteri ise; Olcay ile tanıştığı zaman, Olcay’ın onu kahve içmeye davet etmesinden sonra verdiği yüz tepkisi ile görülmeye değerdi.Olcay’ın babası ise; okuduğu şiirler ile biraz sıktı. Aynı o sahnede, Sinan’ın söylediği gibi; “Ya ben bayılırım böyle şiir falan okuyan insanlara, ben hiç beceremem de okumayı.”. Aynen hiç beceremem de anlamam da, hoşlanırım da, kendi kendilerine okusunlar ^_^ . Sevda karakteri güzeldi, sonu da güzeldi.

Müzikleri ile de ruh halini yakalıyor.Bir an “Mutluluk” filminin müzikleri geldi aklıma nedense.Neyse.

Film kesinlikle izlenmeli lakin depresif bir ruh halinde iken izlenmemeli.Bunu aklınızdan çıkarmayın.Beni Unutma; Beyazperde.com’dan 2,5/5 puan 6,00/10 puan almış, sinemalar.com’dan benden kesinlikle 7 puan alıyor.

                                                   İyi Seyirler…

Not: Unutmabeni çiçeği birçok efsanede kendinden bahsettirmektedir.Grimm Kardeşler’den tutunda, Adem ile Havva’ya, Çok Tanrılı Dinler’e, …

 Not2: http://doluhayat.blogspot.com/2012/01/sinan-ve-sevda.html kesilen bir sahneyi de okuyabilirsiniz…

pleatedjeans:

ba dum tss. via

pleatedjeans:

ba dum tss. via

We all have that friend who we can’t be serious with

clearly-misunderst0od:

(via goodmorning--)

kesinlikle işe yaramıyor.tested..

kesinlikle işe yaramıyor.tested..

(via goodmorning--)

imachinkster:

LOL

şarkım ne hale gelmiş ama ^_^ what the fuck

(via goodmorning--)

işte dahinin buluşu

(via goodmorning--)

foreverandalways3:

<3

hey bunu hatırlıyorum ^_^

(via goodmorning--)